"DİJİTAL ÇAĞDA ÜRÜN GÜVENLİĞİ: Gelecekte Bizi Neler Bekliyor?" Başlıklı Uluslararası Sempozyum Gerçekleştirildi
16 Haziran 20262026 Yılı Ürün Güvenliği Haftası etkinlikleri çerçevesinde, iki gün süren "DİJİTAL ÇAĞDA ÜRÜN GÜVENLİĞİ: Gelecekte Bizi Neler Bekliyor?" başlıklı Uluslararası Sempozyum tamamlandı.
8 Haziran 2026 tarihinde Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın ev sahipliğinde “Dijital Çağda Ürün Güvenliği” temasıyla başlayan hafta boyunca ortaya konan vurgular, sempozyumda kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, teknoloji geliştiricileri ve dünyanın önde gelen kurumlarından uzmanların katılımıyla daha derinlemesine ele alındı.
Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürü Hakkı KARABÖRKLÜ ve AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinskas’ın açış konuşmalarıyla başlayan ve iki gün süren etkinlikte, geleneksel denetim anlayışının sınırlarının aşıldığı, e-ticaretin yapay zekâ ile yeniden şekillendiği ve ürünlerin artık fiziksel birer eşyadan ziyade dijital kimlik kazandığı dönüşüm süreci masaya yatırıldı. Katılımcılar, dijital çağda daha güvenli bir ticaret hedefiyle “birlikte çalışabilirlik” ve “veri egemenliği” konularını tartıştı.
Sempozyumun kapanış konuşmasını Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Göksu Tülümen yaptı. Tülümen, iki günün özünü “Geleceğin ürünleri yalnızca güvenli, kaliteli ve sürdürülebilir olmakla kalmayacak; aynı zamanda dijital olarak doğrulanabilir, izlenebilir ve şeffaf olacaktır.” sözleriyle özetledi. Dijital Ürün Pasaportu’nun (DPP) basit bir bilişim projesi olmadığını, uçtan uca bir ekosistem dönüşümü, uluslararası rekabet ve veri yönetişimi meselesi olduğunu belirten Tülümen, bu değişimin başlangıçta kurumların ve şirketlerin konfor alanını zorlayabileceğini ancak Türkiye’deki özel sektörün ve teknoloji geliştiricilerin şimdiden gösterdiği proaktif yaklaşımın güven verici olduğunu ifade etti. Tülümen, Türkiye’nin bu süreci yalnızca bir “uyum yükümlülüğü” olarak değil, standartlara ve mevzuata yön verme fırsatı olarak görebileceğini vurgulayarak, ülkemizin bu dönüşümde takip eden değil, katkı sunan ve yön veren ülkeler arasında yer alma potansiyeline sahip olduğunu kaydetti.






